12 Mart 2013 Salı

Yaşamdan Korkanlar



Yaşamdan Korkanlar 

Görmezlikten gelmek de bir şiddet türüdür ve ülkemizde çok yaygındır. Yoldaki dilenciyi, tinerci çocuğu görmemişi gibi davranırız. Hızla yanından geçince o sorundan uzaklaşmış oluruz. Saralı bir adam yerde kıvranırken hızla uzaklaşırsak vicdanımız susar. 

Yaşamdan korkan insanlar ülkesi olan Türkiye sevgisiz, aşksız dolap beygirlerine benzeyen bir hayatı sürüklemekte. Hayatın ipleri kendi ellerinde değil, korkuların ve kıskançlıkların elinde geziniyor. 

Fikri olmayanın zikri olmaması laf-ı güzaf değildir. Binlerce yılın imbiğinden geçip gelmiş bir damla baldır. Baharın gelmek için nefes almaya çalıştığı bu günlerde, aşk patlamaya hazır bir tomurcuk. Açmış bahar dalları üstüne yağan kar tomurcukları dondurup öldürmeye ne kadar kararlıysa, tomurcukta açmamaya bir o kadar kararlı. Bahar yaşamın yeryüzüne dönüşünün şenlikli bir ifadesidir.

Bir masal vardır; devrin büyük ve görkemli bahçesinde bitmeyen kışı anlatır. O bahçede ağaçlar yapraksız, toprak kar altında ve bir tane çiçek açmaz. Bu bitmeyen kışı bir kız çocuğunun bahçeye girişi bahara çevirir. Onun kahkahaları ve doğal neşesi bahçeye çiçekler açtırır. Sevgi ve aşk böyle bir kış bahçesine bahar getiren coşkunun adıdır.

Fikir dünyasının kışı bitmeyen bu ülkeden yapraksız dalların nefretle eğilip kalkması, içi boşaltılmış kovukların dibinde mantar bile bitmemesi ve deve dikeni bürümüş çevrenin dondurucu soğuğu içinizi ürpertmiyor mu? Nefretin kararttığı bir ruhun bedeni kim tarafından kutsanır ki?

Yaşam bir bitki değilse aslında / Neden dilimliyor parçalıyor insanlar onu diye sorar Andrey Voznesenski.

Şebboyun direncidir iki taş arasında boy vermek. Döke saça tohumlarını bir sonraki bahara salmak varlığını ve yaşama renklemek. Onu koparan ucubelere şöyle bir bakıp boynu bükülse de bilir ki garantidir gelecek bahar varlığı.

Donmuş ve dilsiz gecenin altında gördüğümüz karabasandır ucubelerin anlattığı. Biz baharı bekleriz yeryüzüne çıkmak için. Kuzey rüzgarlarına rağmen nefesimiz sıcaktır. Sadece geceleri yaşayan nasıl bilebilir ki gökyüzünün duru maviliğini? 

O halde eğitime gönül verenler olarak bahçeleri kar altında kalan öğrencilere şebboy çiçekleri açtırmaya var mısınız?


Merhaba Sevgili Okurlarım,
Yukarıdaki yazı benimle beraber "Umudum Ol Yardım Fonu"muzu devam ettirmeye çalışan gönüllü diğer öğretmenimizin hazırlamış ve derlemiş olduğu bir yazıdır. Bir şeylerin farkına daha da iyi varabilmek için hazırlanmıştır. Ben de daha önce sizlere yardım fonumuzdan, yardıma ihtiyacı olan öğrencilerimize ulaşmaya bir şeyler yapmaya çalıştığımızdan bahsetmiştim. O yazıya da buradan ulaşabilirsiniz. Sizlerden de yardım etmek isteyen bazı gönüllüler çıkmıştı. Son bir durum değerlendirmesi yazısı yazmak istedim bilgi vermek amacı ile. 

Öncelikle fonumuzun adını belirledik ve "Umudum Ol Yardım Fonu" n da karar kıldık. Fonumuz için gelire ihtiyacımız var ama malum ki cebinde akreplerin dolandığı öyle çok insan var ki para toplamak para istemek çok bir durum. Biz de dedik ki bu işi daha değişik yöntemlerle yapalım. İlk olarak benim aklıma yukarıdaki fotoğrafta görmüş olduğunuz kurabiyeler geldi :) Bir gün önceden pilot uygulama yapacağımız sınıfımıza duyuru yaptık ve yanlarında 1 TL getirmelerini rica ettik. Getiremeyenleri de biz karşıladık. Rehberlik derslerinde hem kurabiyelerimizi yedik hem de yardımın ne denli önemli olduğunu ve onların da vermeye nasıl alışmaları gerektiği konusunda sınıfça güzel bir etkinlik yapmış olduk. Daha sonra öğretmenler odası için şeker hamurundan kurabiyeler yapıp öğretmenlerimize sattık. Yarın yine başka bir sınıfımızda aynı kurabiyelerden satacağız. Önceki hafta pilot uygulama yaptığımız sınıfa da bir velimizin getireceği kurabiyelerden satacağız. 1 TL lerimiz birleşerek ne kadar çoğalacak siz düşünün :) 

Okulumuzda maalesef kantin ihale usulü satıldığı için bize ait değil ve satışlarını gölgelememizden korktukları için kermes ya da yerli malı tarzında şeyler yapamadığımız için biz de böyle bir yöntem bulduk.

Bunun dışında bir de Cumaları okulumuz pazarın yanında olduğu için pazara bir masa koyup bazı velilerimizden rica ettiğimiz yiyecek ya da lif vs satılabilecek ürünlerden bir sergi kuracağız. 

İnanın geçtiğimiz gün zaruri bir durumdan dolayı bir velimizi okula çağırmıştık. Öğrencimiz öyle gururlu ki asla durumlarından bahsetmemişti. Annesinin halini durumlarını öğrenince şok olduk :S Gerçekten yanıbaşımızdakilerden haberimiz olmuyor bazen. İki gündür yediğim her lokmada aklıma o öğrencim geliyor. Acaba ne yedi aç mı şuan ne yapıyor. Babasıyla hurda toplamaya mı çıktı diye aklımdan bin türlü şey geçiyor. Dahası da var ama anlatmak istemiyorum merak eden olursa öğrencim hakkında bilgi verebilirim. Birkaç güne evlerini ziyarete gideceğiz. Daha ayrıntılı bilgileri o zaman paylaşabilirim. 

Yani arkadaşlar bakın 1 TL ler ile yola çıktık. Elimizde doğru düzgün hiçbir şey yokken bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Yokluk gerçekten ne denli zormuş daha iyi anlıyorum artık. Bir oje bir ruj bir rimel eksik alıp evdekilerini bitirmeye çalışşsak bile en az 20 TL miz bize kalmış olur. Bu 20 TL ler birleşince ne yardımlar yapılır bir bilseniz...

Eğer durum hakkında bilgi almak yardım eli uzatmak bir öğrenciye UMUT OLMAK isteyenler varsa maillerinizi bekliyorum. Umarım sonuna kadar okuyabilmişsinizdir...




Gelecek Yazı : Essence Breaking Dawn Allık

2 yorum:

Begum Salurvan dedi ki...

çok doğru noktalara değinmişsin en yakın zamanda bunu etkinliğe dönüştürüp bende katkıda bulunmak istiyorum

serpil şahin dedi ki...

ablasının güzeli ben de senden böyle bir yazı bekliyordum.. yarın seni arayacaktım ve blogların yazılarına bakarken yazını görünce mutlu oldum..benim ne yapabileceğime dair bir şeyler varsa hazırım..elimden geldiğince destek olmaya hazırım..öpüyorum..